| |||||||
| Arkadaşını Davet Et | Yardım | ZT Resim | Bütün Forumları okunmuş kabul et | Videolar |
Kul ile ALLAH arasına girilir miSorular & Cevaplar icinde Kul ile ALLAH arasına girilir mi konusu , Kul ile ALLAH arasına girilir mi Kul ile ALLAH arasına kimse giremez diyenler büyük bir yanılgı içerisindedir. Bu yanılgı Peygamlerler tarihine iyice bakıldığında anlaşılacaktır. Kul direk olarak ALLAH (C.C) ile ... |
| | HTML-Kodu: http://www.zekiturk.com/forum/kul-ile-allah-arasina-girilir-mi-t11266.html بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم "SADECE SANA KULLUK EDER ve SADECE SENDEN YARDIM BEKLERİZ"... (Fatiha 1/4) Cümlesiyle işaret edilen mânâya... Bu işaretin genelde anlaşılan ve kabullenilen yönüyle fark ettirmek istediği manâ hepimizce bilinmektedir... İster namaz içinde, ister namaz dışında olsun, bu âyet umumiyetle şu manâda söylenir: “Biz, başka birine; ya da seninle beraber başka birine değil, sadece sana ibadet ederiz; ve başka birinden değil, sadece senden yardım bekleriz...” Dindarların hayatına müdahale etmek isteyenlerin en çok kullandıkları cümle, “Allah ile kul arasına kimse giremez” cümlesidir. Bunlar dinî muhtevalı vaaz ve nasihattan hiç hoşlanmazlar ama, kendileri de halka fetva vermekten de geri kalmazlar. Gazetelerinde, kitaplarında, konferanslarında, sohbetlerinde mutlaka dinî bir konuda fikir yürüterek, Allah ile kul arasına kendileri girmiş olurlar. Hani bazı cadde ve sokaklarda trafik işaretleri vardır. Altında “taşıt giremez” yazar. Yanında da “emniyet araçları hariç” gibi yazılarla, bazı kurumlara ait araçların bu yasak kapsamının dışında olduğu belirtilir. Onun gibi “Allah ile kul arasına kimse giremez” diyen bazı yasakçılar da, “bizler hariç” dercesine, her zaman kendilerini bu kuralın dışında tutarlar. Meselâ, başörtüsü yasakçıları bunların başında gelir. Başörtüsü, Allah ile kul arasında olan bir inanç meselesidir. Bazı insanlar inançlarının gereği olarak başlarını örterler. Böylece Allah ile aralarındaki mesafeyi kısaltıp O’na yaklaşmaya çalıştıklarına inanırlar. Bunu yaparken de kimseyi rahatsız etmedikleri gibi, kimseye “siz de başınızı örteceksiniz” diye bir zorlamada bulunmazlar. Ama Allah ile kul arasına girmeye meraklı olan bazıları, “hayır, başınızı örterseniz suç işlemiş olursunuz” diyerek,kamuya ait alanlarda başörtüsü takmayı yasaklıyorlar. “Başörtüsü irticadır” diyerek, insanların inancını irtica ile itham ediyorlar. Bir Müslüman bayan, Allah’ın bir emrini yerine getirmek suretiyle Allah’a yaklaşmak istiyor, fakat yasakçılar araya girerek bu yaklaşmaya engel oluyorlar. Ondan sonra da “Allah ile kul arasına kimse giremez” diyorlar. Öyle ise siz de girmeyin efendim, çıkın aradan. Bazıları da namaz kılanların sayısındaki artıştan rahatsız oluyor. Diyanet İşleri Başkanlığının yaptırdığı bir ankete göre, ülkemizde Cuma namazı kılanların sayısı 13 milyon, bayram namazı kılanların sayısı ise, 20 milyondan fazlaymış. Bu rakamlar her sene artış gösteriyormuş. İran’da bile bu kadar namaz kılan insan yokmuş. “Yoksa şeriat devleti kuruldu da haberimiz mi yok?“ diyenler oluyor. (Enis Berberoğlu, Hürriyet, 2.9.2006) Namaz ve oruç gibi temel ibadetler, kulun Allah’a yaklaşmasına vesile olan en önemli ibadetlerdir. Peygamber Efendimizin (asm) ifadesiyle, insanın Allah’a en yakın olduğu an, secde anıdır. Yine Efendimiz (asm) “Namaz mü’min’in miracıdır” buyurmuşlardır. İnsan ancak namaz ile Rabbinin huzuruna çıkar, arasındaki mesafeyi kısaltır. Ama bundan rahatsız olan ve namaz kılanların sayısındaki artışı, irticanın ayak sesleri olarak kabul edenler, insanların kalbine evham ve tereddüt barikatları kurarak Allah ile kulun arasını açmak istiyorlar. Yani Allah ile kul arasına giriyorlar. Bırakın, insanlar istedikleri kadar namaz kılıp oruç tutsunlar, yaklaşabildikleri kadar Allah’a yaklaşsınlar. Lütfen araya kimse girmesin. Bazı doğru sözler, yanlış kişilerin ağzına düşünce çarpıtılıyor ve yanlışlara vesile ediliyor. Evet, Allah ile kul arasına kimse giremez, yani hiç kimse Allah ile kulun arasını açmaya çalışamaz. Ancak şeytanların böyle bir misyonu vardır. Ama Peygamberler tebliğleri ile, mürşitler ve mücedditler de irşadları ile, kulu Allah’a yaklaştırmaya çalışırlar. Aradaki engelleri kaldırıp. kalplerdeki gafleti dağıtmaya, hidayet yolunu aydınlatmaya, yani kulu Allah’a yaklaştırmaya gayret ederler. Onun için iki dost arasındaki muhabbeti artırmaya çalışan üçüncü şahıslara “dostlar arasına niçin giriyorsun” denilmez. İnsanları inanmaya ve ibadet etmeye teşvik edenlerin gayretleri, Allah ile kul arasına girmek değil, Allah ile kul arasındaki engelleri kaldırmaktır. Allah yolunu haram, günah, isyan ve nisyan gibi kirlerden temizlemektir. Onlara “siz aramıza girmeyin, engelleri kaldırmayın” denilmez. Belki aradaki mesafeyi kısaltıp engelleri kaldırdıkları için onlara teşekkür edip minnettar olmak gerekir. (cumlemizden Allah(cc) razi olsun «De ki: Mülkün sahibi, varlığın Hâkimi olan Allah’ım, mülkü, hâkimiyyeti dilediğine verir, dilediğinden alırsın. Dilediğini güçlü kılar, dilediğini alçaltırsın» (3 Âl-i İmrân 26). «Size ulaşan her nimet Allah’tandır. Başınıza bir darlık geldiğinde de yalnız O’na feryâd edersiniz» (16 Nahl 53). «Allah seni bir darlıkla yoklayacak olsa, onu yine kendisinden başka kimse gideremez. Bir hayır verecek olsa, artık O’nun ihsanına da kimse engel olamaz» (6 En'am 17) «Ancak sana kulluk eder, ancak senden yardım isteriz» (1 Fatiha 4). «Artık O’na kulluk et ve O’na dayan» (11 Had 123). «Ancak O’na dayandım, dönüş yalnız O’nadır» (13 Ra’d 30.) «Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ı teşbih eder. Saltanat O’nun, hamd O’nundur. O herşeye kadirdir» (64 Teğâbun 1.) «Bil ki: Allah’tan başka ilâh yoktur. Kendi günahına ve kadın -erkek bütün müminlerin günahına mağfiret dile» (47 Muhammed 19.) «De ki: Ne dersiniz, Allah bana bir zarar vermek istese, o Allah’tan başka yalvardıklarınız mı O’nun verdiği bir sıkıntıyı giderecek; Allah benim için bir rahmet murad etse, onlar mı tutup önleyiverecekler» ( 39 Zümer 38.) «De ki: Çağırın şu Allah’tan başka kendilerinden bir şeyler umduklarınızı, birşeyler var sandıklarınızı. Onlar ne göklerde ve ne de yerde zerre kadar birşeye sahip değillerdir. Ne göklerde, ne yerde Allah’a bir ortaklıkları olmadığı gibi, O’nun onlardan hiçbir destekçisi de yok. Allah’ın izin verdikleri dışında kimsenin şefaati fayda vermez» (34 Sebe’ 22-23.) «Allah ile beraber başka hiçbir ilâha yalvarma. O’ndan başka ilâh yoktur. O’ndan başka herşey helak olacaktır. Hüküm yalnızca O’nun ve O’na döndürüleceksiniz» (28 Kasas 88.) «Ve hiç ölmeyecek yegâne diriye (Allah’a) tevekkül et ve O’na hamdederek teşbihte bulun. Kullarının günahlarını O’nun bilmesi yeter. Gökleri, yeri ve arasındakileri yaratan O’dur» (25 Fürkân 58-59.) «Halbuki onlara yalnızca Allah’a ve dini sırf O’na tanıyarak dosdoğru kulluk etmeleri, namazı dosdoğru kılıp zekâtı vermeleri emrolunmuştu» ( 98 Beyyine 5.) Bu ve buna benzer birçok âyet ve hadîs vardır. Özellikle ilim ve îman ehli kimseler başta olmak üzere, ümmetin icma’larında da bu vardır. Çünkü bu (yani Allah’ı İlâh Olarak Birleme Kaidesi) ümmet nazarında dinin odağını teşkil eder ki, hakikat de budur. (kaynak:Şeyhul İslam İbn Teymiyye Rahmetullahi Aleyh Külliyatı) Muaz b. Cebel (r.a.) şöyle buyurmuştur: Ben Hz. Peygamber'in (a.s.) bineğinin arkasına binmiştim. Onunla aramda sadece semerin arka kaşı vardı. Bana: "Ey Muaz b. Cebel!" diye seslendi. Ben, "Buyur ey Allah'ın Resulü, sana icabet eder, emrine koşarım dedim. Sonra bir süre yürüdü. Yine: "Ey Muaz b. Cebel!" diye seslendi. "Buyur ey Allah'ın Resulü, sana icabet eder, emrine koşarım" dedim. Sonra bir süre daha gitti ve: "Ey Muaz b. Cebel!" diye seslendi. Ben: "Ey Allah'ın Resulü sana icabet eder, emrine koşarım" diye cevap verdim. "Allah'ın, kulları üzerindeki hakkı nedir, biliyor musunuz?" diye sordu. "Allah ve Resulü en iyi bilendir," dedim. "Muhakkak ki Allah'ın, kulları üzerindeki hakkı, kendisine hiç bir şeyi ortak koşmaksızın ona kulluk etmeleridir" buyurdu. Sonra bir zaman daha yürüdü, sonra yine: "Ey Muaz b. Cebel!" diye seslendi. Ben yine: "Ey Allah'ın Resulü sana icabet eder, emrine koşarım" dedim. "Bunu yaptıkları zaman kulların Allah üzerindeki hakları nedir, bilir misin?" buyurdu. Ben yine: "Allah ve Resulü en iyi bilendir" dedim. "Onlara azap etmemesidir" buyurdu. Sahih-i Müslim'deki hadis numarası [Sadece Arapça]: 43 |
| |
Bu Konu İle Benzer Diğer Konularımız | ||||
| Konu | ||||
| Allah Gerçeği | ||||
| ***Allah*** | ||||
| Sanal ortam bağımlılıklar arasına girdi | ||||
| Allah | ||||
| Allah! | ||||
| Bookmarks | |||
Digg | del.icio.us | Google | StumbleUpon |
| Seçenekler | |
| Stil | |