Geri git   Zekiturk Bilgi Paylasım Forumu > Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi > Peygamberlerimiz...
Arkadaşını Davet Et Yardım ZT Resim Bütün Forumları okunmuş kabul et Videolar

İnsanlığın Peygamberliğe İhtiyacı

Peygamberlerimiz... icinde İnsanlığın Peygamberliğe İhtiyacı konusu , İnsanlığın Peygamberliğe İhtiyacı Bir İman Esası Olarak Peygamberlik- Din, Allah’ın peygamberleri vasıtasıyla insanların dünyada refah, âhirette felaha ulaşmaları için gönderdikleri (ahlâki ve sosyal) ilkeler bütünüdür. Hz. Âdem'den itibaren, evrenin yaratıcısı ...


Zekiturk Bilgi Paylasım Forumu Zekiturk Bilgi Paylasım Forumu - Kayıt ol Aktivasyon Mailiniz Gelmedimi Buraya Bakin  Yeni Şifre talep Forumu Zekiturk Bilgi Paylasım Forumu - Kayıt ol

Alt 18-06-2007  
Exclamation İnsanlığın Peygamberliğe İhtiyacı

İnsanlığın Peygamberliğe İhtiyacı

Bir İman Esası Olarak Peygamberlik-
Din, Allah’ın peygamberleri vasıtasıyla insanların dünyada refah, âhirette felaha ulaşmaları için gönderdikleri (ahlâki ve sosyal) ilkeler bütünüdür. Hz. Âdem'den itibaren, evrenin yaratıcısı olan Allah, farklı zaman ve mekanlarda, farklı toplumlara, dünyevi hayatlarını düzenlemeleri için peygamberleri kanalıyla aynı (Allah'ın varlığı, birliği/tevhid, nübüvvet ve meâd'ı vurgulayan) temel ilkeleri göndermiştir. Diğer bir ifadeyle dinin temel asılları (usûlu’d-dîn) birdir; bütün peygamberlerin tebliğ ettiği ortak akaidi unsurlar aynıdır. Dinin asılları sabittir, değişiklik yoktur, fakat farklı zaman ve mekânlarda farklı peygamberlerce onun uygulamasında ve ibadetlerinde farklılıklar olabilir.
Bu durumda, peygamberlerin gerek bireysel, gerekse toplumsal huzurun sağlanması için Allah’tan aldığı itikâdî, amelî ve ahlâkî hükümleri insanlara ileten elçiler olarak tanımı anlam kazanmaktadır. İtikâdî hükümler, Yüce Yaratıcı'nın varlığını ve birliğini anlatan dinin teorik kısmıdır. Amelî ve ahlâkî hükümler ise bu teorik kısım üzerine kuruludur ve peygamberler tarafından pratiğe aktarılırlar.

PEYGAMBERLER NİÇİN GÖNDERİLMİŞLERDİR?

Allah’ın, insanların dünya ve âhiret hayatlarıyla ilgili işlerini düzenlemelerini doğru ve hikmetli bir şekilde yapabilmeleri için peygamberler göndermesini iki terimle izah etmekteyiz: Nübüvvet ve Risâlet terimleri. Risalet ve rasul ile Nübüvvet ve nebi kavramları arasındaki farka dikkat edilmelidir. Çünkü her rasul, aynı zamanda nebidir, ama her nebi rasul değildir; dolayısıyla rasul, nebi kelimesinden daha hususî bir anlam taşır. Risâlet, şuurlu insanın dünyadaki davranışıyla ilgili kuralları içerir ve helal ile haramı ayırır; dolayısıyla namaz, oruç, hac ve benzeri muamelatla ilgili konuları içerir. Peygamberlerin genellikle toplumda beşeri münasebetlerin bozulduğu; yani ahlâkî bunalım dönemlerinde gönderildiğini hatırlayacak olursak, risâletin; toplum birimlerindeki ahlâkî bozuklukları tashih ederek, insanları birlik ve beraberlik, huzur ve güven içinde yaşamaya dair bilgilerden oluştuğunu görürüz.
"İnsanlar tek bir ümmetti. Allah (onlara) müjdeleyen ve korkutan Peygamberler göndermiş, onlarla birlikte insanlar arasında, ayrılığa düştükleri hususlarda kendisiyle hükmetmek için hak olan kitabı da indirmişti." (Bakara 2/213) Âyete dikkat ettiğimiz zaman İlahî kitapların tümü genel olarak, "kitap" terimi ile ifade edilerek, bunların gönderiliş nedeni de belirtilmektedir. Aynı âyetin devamında, insanlığın başlangıçta bir birlik içindeyken Peygamberler gelmesine rağmen niçin bölünüp, anlaşmazlıklara düştüklerini de açıklamaktadır. "Oysa kendilerine kitap verilmiş olanlar, kendilerine açık deliller geldikten sonra sırf aralarındaki kıskançlıktan ötürü o kitap hakkında anlaşmazlığa düştüler." (Bakara 2/13).
Peygamberler, dönemlerinin en akıllısı ve en güzel ahlâka sahip olanlarıdır, bu özeliklerinin gereği olarak yine en güzel şekilde yaratılmış olan insanı (Tîn 95/4) bu güzel fıtratını bozacak hurafeler ve efsanelerden uzaklaştırmayı hedeflerler. Doğru bilgilerle insanları donatırlar. İnsanın salt aklıyla kavrayabildiği hususların yanı sıra aklın yetersiz kaldığı durumlar da söz konusudur. Buralarda fiilî ve kavlî açıklamalar yaparlar.

İNSANLIĞIN PEYGAMBERLERE OLAN İHTİYACI

İnsanlar, dünya ve âhiret mutluluğunu peygamberlerin dediklerine ve uygulamalarına bakarak elde edebilirler. Peygamberlerin örnek insanlar olmasından kasıt budur. Dünya hayatıyla ilgili helal ve haramların neler olduğu, ahlâkî erdemlerin nasıl pratiğe aktarılacağı hususlarında da peygamberler toplumlara en güzel örneği teşkil etmişlerdir. Peygamberler, uyarıcı ve müjdeleyici olarak gönderildikleri için insanların Yüce Yaratıcılarına karşı bir mazeretleri de kalmayacaktır(Nisâ 4/465). Dünyadaki yaşantımızın huzurlu ve güvenli olması için bunları bilmemiz gereklidir. Âhiretle ilgili mutluluğun elde edilmesine gelince, iman edip, iyi işler yapanları Cennet ve sevapla; inanmayanlar ve kötü işler yapanları Cehennem ve ceza ile korkutanlar da peygamberlerdir. Hangi işlerin insanı Cennet'e, hangilerinin Cehennem'e götüreceğini peygamberler insanlara açıklamışlardır.

SON PEYGAMBER: HZ. MUHAMMED (SAV)

İslâmiyet, ilahî kelamın son tecellisi, Hz. Muhammed (sav) ise son peygamberdir. Temel inanç esasları Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, kitaplarına, âhirete ve kadere imandır. İlâhî dinlerdeki ilk orta nokta, Tevhîd; yani Allah'ın varlığı ve birliğidir. İhlâs süresi, son ilâhî din olan İslâmiyet'in Allah tasavvurunu bizlere açıklamaktadır. Burada, Tevhîd-i Ulûhiyyet dediğimiz Allah'ın varlığı ve birliği ilkesi öğretilmektedir. Bir de Tevhîd-i Rubûbiyyet vardır. Rabb kelimesi, terbiye eden, koruyup, gözeten, besleyen anlamlarına gelmektedir. En genel ifadeyle, bütün insanlığı ve evreni içerisine alan bir süreci tanımlayan Tevhîd-i Rubûbiyyet, bütün insanlığı ve evreni kapsar. Yani O'nun koruyup, gözetmesi sadece müslümanlara has olmayıp, bütün insanları şamildir.
Hz. Âdem’den Hz. Muhammed (sav)’e Kadar Bütün Peygamberlere Aynı Temel İlkelerin Verilmesinin Anlamı
Allah, Hz. Muhammed (sav)'e vahyettiği hususların aynısını, Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa ve Hz. İsa'ya da indirdiğini belirtmiş; "Din"i dosdoğru tutup, ayrılığa düşmememizi; (Şura 42/13) bu anlamda “peygamberler arasında ayırım yapmamamızı ister.” (Bakara 2/285) Bu bütün peygamberlere saygı ve hürmet gösterilmesini gerekli kılar; çünkü Hz. Âdem’den bu yana bütün peygamberler insanlığın mutluluğu ve huzuru için mücadele etmiş, örnek ve seçkin kişilerdir.
Temel hususların aynı olması, risâletlerin akidevî yapıda aynılık göstermesini gerektirmektedir. Bunun ifadesi "ilâhî risâletlerin birliği"dir. Fakat benzerliği vurgulamak, Hakikat’in bütün tezahürlerinin denk ve eşit olduğu anlamına gelmez. Nitekim her peygamber kendisinden önceki yöntemlerin, yolların önemli ve ana kısmını özümseyerek, kendi getirdiği yeni unsurlarla bunları kaynaştırıp, yeni bir dil ve yeni bir kimlikle ifade etmiştir. Bunun en son örneği olan İslâm, aslında bu anlamda, Hz. Âdem’den bu yana gelen bütün uygulamaların özünü içeren son yol ve yöntem olup, “Din”in en genel ismidir. Artık "Allah katında din İslâm'dır" (Âl-i İmrân 3/19) ve "Muhammed, Allah'ın resûlü ve peygamberlerinin sonuncusudur." (Ahzab 33/40).
xeon isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 18-06-2007  
Thumbs up

Birbirinden güzel konuların için sağol xeon
freedom isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 18-06-2007  
Standart

Eğer açtığım konular aracılığıyla birilerine yardımcı olabildiysem.o bana yeter..
xeon isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 18-06-2007  
Standart

Merak etme her bilgi sahibine gidecektir
freedom isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 18-06-2007  
Standart

inşallah...
xeon isimli Üye şimdilik offline konumundadır  

Bu Konu İle Benzer Diğer Konularımız
Konu
Zamanın İhtiyacı


Bookmarks
Digg del.icio.us Google StumbleUpon
Seçenekler
Stil

Zaman Ayariniz GMT +3. Şu anda saat : 12:37. (Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)
Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO